29 Ekim 2012 Pazartesi

ölü insanlar manifestosu

Ne diyorduk en son; Sözsel anlatılarının, arayış sınırlarımı tatmin edemediğini,kendi kişilik kurgunun olay örgüleri arasındaki büyük çelişkilerin gözümden kaçmayacak kadar ayyuka çıktığını, baktığın yerle durduğun yer arasında kordinant problemi olduğunu,sevişmeden önce çevreye verdiğin görüntü kirliliğinden dolayı kimseden özür dileme gereksiminde bulunmadığını,herhangi bir toplumsal soruna refleks gösterip yaşam belirtisi göstermediğini,kitap okumadığını,dişlerini fırçalamadığını,filmleri atlayarak izlediğini, televizyon tarihinin en malca organizasyonlarını aynı mallıkta takip edip bir üst mertebe mallık haliyle arkadaşlarına anlattığını,kimin tarafından yazıldığı belli olmayan elden ele,dilden dile dolaşan anonim üretimlerin müptelası olduğunu, saçlarına, tırnaklarına,kaşlarına kirpiklerine gösterdiğin özenin milyonda birini yaşadığın çevreye göstermediğini,insanlar açbilaç yorgan döşek yatarken sokak hayvanlarının açlıktan ölüyor insanlık nereye gidiyor diye samimiyetsiz söylemlerde bulunduğunu,gelip geçici bütün hevesleri üzerinde bulundurup kendi kişiliğinin hakkına zerre bilgi sahibi olmadığını,başkalarının giydiği,yediği,içtiği,konuştuğuyla prim yapıp sosyal çevrende kendini pazarladığını, bu memleket bizim kimse bölemez diyip sivas'tan öteye gitmediğini...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumunuz için teşekkür ederim