22 Kasım 2012 Perşembe

Gel!

Gel, otur.. Başında parelenen hevesli ruhumdan, uzun acıma nöbetleri geçiren ellerimden, anlatılmaz gerçeklerimden, sual olmaz sorular sor. Yine bir gece yarısı daha parçalanmamışken ay, gökyüzünün koynunda. Dağılmamışken karanlık, sabahın orta yerine. susmamışken şarkılar sağlam arabeskçilerin jiletli naralarında. *** Ve sen gel! zamanı olmasada, saatler zaman farkında karar kılsada. Düşünmeye fırsat kalmadan çat kapı dal parçalanmış ruhumun kırık köşesinden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumunuz için teşekkür ederim